Çocuklar gelişim aşamaları doğrultusunda sürekli ilerleme gösterirler. Gelişim bir bütündür ve hayat boyunca devam eder. Fakat her değişim bir gelişim değildir. Çocukluk çağı, bir insanın yaşamında yürüyeceği yolda, onun rotasıdır. Çocukluk çağı, yetişkinlik çağına gelindiğinde artık sonuçlarını vermeye başlar. Gerek psikolojik açıdan, gerekse fiziksel gelişim bakımından, ekilenlerin biçildiği yaşam dönemidir. Alışkanlıklar, çocukluk döneminde edinilir, kurallara uyum, arkadaşlık ilişkilerinin uyum içinde sürmesinin temelleri çocukluk çağında atılır. İşte tüm bu ve buna benzer nedenlerden dolayı çocukluk çağı en iyi şekilde değerlendirilmeli, gerekli alışkanlıkların edinilmesine destek olunmalıdır. Çocukların hayatta kalması, büyümesi ve gelişmesi için beslenmeye, hastalık ve kazalardan korunmaya, uyum sağlayıp değişiklik oluşturabilmek için ise dünyada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeye dair gereksinimleri vardır. Çocuklar, son derece gözlemci, yetişkinlerin davranışlarını taklit etmeye eğilim duyan bir yapıya sahiptirler. Önceleri, anne ve baba yaşamlarında en önemli varlıklardır. Çocuk büyüyüp, çevreye açılması ile akrabalar, arkadaşlar, okul çevresinden etkilenmeye başlar. Çevresini keşfeder gördüğü uyarıcılar, tanıdığı insanlar ve hayvanlar dikkatini çeker. Çevresini model alarak yeni davranış ve tutumlar kazanır.
Her yetişkin gibi çocuklar da alışkanlıkları ile yaşar. Yaşam süresince edinilen alışkanlıklar, zamana yayılmış özellikle tekrara bağlı kazanılmış davranışlardır. Alışkanlıklar hayatımızı kolaylaştırdığı sürece yararlıdır. Bazen alışkanlığa dönüşen davranışların kişinin hayatını zorlaştırdığını görürüz, kimi zaman da daha esnek ve kolay bir hale getirdiğini. Hayatımızı kolaylaştırsın ya da zorlaştırsın, insan, doğası gereği doğum itibari ile bir takım alışkanlıklar edinmeye başlar. Öğrenmenin doğumla başladığı ve yaşam boyu sürdüğünü düşündüğümüz de, çocuklar temel alışkanlıklarını aile ortamında kazanmaya başlar; okul öncesi eğitim ve okul süresince de edindiği alışkanlıklarını pekiştirmeye ve alışkanlıklarına yenilerini eklemeye devam eder. Bu süreçte anne-babanın çocuğu olumlu yönde desteklemesi, yeni davranışları kazanmasında rol-model olması ve çocuğa alışkanlık kazandırırken sistemli bir yol izlemesi önem taşımaktadır. Çünkü olumlu bir davranışı kazandırmak ya da olumsuz bir davranışı değiştirmek/dönüştürmek sabır ve emek isteyen bir süreçtir. Tutarlı, sistemli ve sabırlı olmak, bu yolda anne-babaların en önemli destek noktaları olmaktadır. Aile- okul hep birlikte işbirliği içinde olmalıdır. Çocuğu tek başına, arkadaşlarından ve onlarla ilişkilerden soyutlamak mümkün değildir. Çağımız iletişim çağı olması nedeniyle bazı olumlu durumlar olduğu gibi olumsuzlukları da mevcuttur.
Çocuklarına olumlu davranış ve alışkanlıklar kazandırmak tüm anne babaların öncelikleri arasında yer alır. Yapıcı ve pozitif bir yaklaşımla çocuğunuzun güzel davranış ve alışkanlıklar kazanmasını sağlayabiliriz.

Nasıl mı, işte size bazı ipuçları;

Rol model olun: Çocuğunuzun sizin devamlı olarak izlediğini unutmayın. Ne dediğiniz kadar ne yaptığınız da önemlidir. Onun davranmasını istediğiniz gibi siz de davranın. “Lütfen” kelimesini kullanmasını istiyorsanız, önce siz söyleyin, sesini yükseltmesini istemiyorsanız, siz de alçak sesle konuşun.

Nasıl hissettiğinizi ona gösterin: Davranışının sizi nasıl hissettirdiğini ona dürüstçe söyleyin. Ben dili kullanın. “Ben” ile başladığınız her cümle ona olaya sizin açınızdan bakma şansı verebilir.

Olumlu davranışını yakalayın: Çocuğunuz sizin istediğiniz gibi davrandığında ona pozitif geri bildirimler verin. Örneğin çocuğunuz bloklarla oynarken “Ne kadar güzel bir şekilde oynuyorsun onlarla, hepsini masanın üstünde tutuyor olman hoşuma gitti.” demek, düştükten sonra “dikkat etseydin” demekten daha faydalı olacaktır.

Etkin bir şekilde dinleyin: O konuşurken kafanızı sallamak, hissettiğini düşündüğünüz şeyi tekrarlamak, onun büyük duygularla (stres, hayal kırıklığı vs.) başa çıkmasına yardımcı olur. Aynı zamanda onu değerli hissettirir. Örneğin, “Arkadaşın seninle oyuncağını paylaşmadığı için üzüldün sanırım!” gibi.

Onun seviyesine inin: Konuşurken çocuğunuza fiziksel olarak yaklaşmanız, onun düşündüğünü veya hissettiğini daha rahat anlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda onun sizin dediklerinize odaklanmasını da kolaylaştırır.

Sözlerinizi tutun: Verdiğiniz sözleri tutuğunuzda çocuğunuz size güvenmeyi ve saygı duymayı öğrenir. Onu yüzüstü bırakmayacağınızı bilir ve fikrinizi değiştirmeye çalışmaz.

Basit ve pozitif olun: Basit kelimelerle verdiğiniz anlaşılabilir talimatlar, çocuğunuzun ondan ne beklendiğini daha rahat anlamasını sağlar. Örneğin, “Karşıdan karşıya geçerken elimi tut lütfen” gibi. Pozitif kurallar her zaman daha etkilidir, çünkü çocuğu pozitif davranışa yönlendirir. Örneğin, “Kapıyı açık bırakma” yerine “Kapıyı kapat, lütfen” gibi.

Önemli olduğunu hissettirin: Çocuğunuza size yardımcı olabileceği, yaşına uygun basit ev işleri verin. Ne kadar çok verirseniz, o kadar iyi yapmaya, yaptıkça iyi hissetmeye ve daha çok istemeye başlar. Bu davranışı karşısında onu takdir etmeniz ise özgüveninin yükselmesinde etkili olur.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin