Çocukların hayatta yapmaktan en çok keyif aldığı şey nedir?” diye sorarsak birçok insanın aklına gelecek ilk yanıt “oyun oynamak” olacaktır. Oyun insanlar için doğumdan sonra başlayan ve hayatın büyük bir bölümünde, hatta bazı insanlar için yetişkinlikte bile devam eden bir etkinliktir. Doğumdan sonra yeni doğan bebeğin taklit etme yeteneğine bağlı olarak geliştirilen oyunlar varken bebeklik, ilk çocukluk ve son çocukluk dönemlerinde farklı oyun türleriyle karşılaşırız.
Oyun çocuk için gerçek bir ihtiyaçtır ve onun bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimi açısından çok önemlidir. Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Genellikle kendiliğinden doğan, içten, hür iradeye dayalı olarak ortaya çıkan oyun süreci çocuklar için neredeyse hayatî önem arz edecek kadar kıymetlidir. Çocuğun kendini en rahat ifade edebildiği ve duygularını aktarabildiği alandır.
Bebekliğin ilk devrelerinden itibaren önce kendi basit hareketlerini tekrarlayarak oyuna dönüştüren çocuk, büyüdükçe daha karmaşık oyun süreçlerinin odağı ve müdavimi olur. Oyun çağını bebeklikle başlatmak mümkün, ancak bir üst sınır koymak kolay değildir. Büyürken oyundan başka ilgilenilecek yeni keşiflerin peşindedir.
Çocuklarla oynanan oyunlar farklı gelişim dönemlerinde değişiklik gösterir. Dolayısıyla farklı yaşlardaki çocuklarla aynı oyunun oynanması zordur. Örneğin, 2-3 aylık bebeklerde oyun, çevresindeki objelere bakmak ve yakınındaki objeleri yakalamak üzere hareketler yapmaktan ibarettir. Çocuğun el ve kol kontrolü arttıkça, çevresindeki objeleri yakalayabilir ve inceleyebilir. Bu dönem oyunları keşif niteliğindedir. Oyuncakları çekerek, çarparak onları tanımaya çalışan çocuğun başlangıçtaki oyunları serbest ve kendiliğindendir. Oyunlar cinsiyete göre de farklılık gösterir. 4-6 yaşlarında ise kız çocukları bebeklerine farklı elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini eşyalarla süslerler. Erkekler izledikleri bazı savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar.
Oyunlar, oyuncaklı veya oyuncaksız, tek başına veya arkadaş ile oynanabilir. Her şekilde oyunun çocuklar açısından bir çok işlevi vardır. Bu işlevlerin çocuğun ruh ve beden sağlığı için önemlidir. Çocuğun oyuncağa olduğu kadar arkadaşa da ihtiyacı vardır. Bilinir ki çocuklar bir arkadaş buldukları zaman oyuncağa ihtiyaç duymayabilirler. Ne onları sokağa salıvermek ne de oyuncak odasına hapsetmek oyunun işlevlerini yerine getiremez.
Çocuk oyunları yaşa ve cinsiyete bağlı olarak çeşitlilik gösterebilir. Bununla birlikte çocuklar karma oyunlar oynamaktan da hoşlanırlar. Yaş itibarıyla sürekli olarak ya hep kendinden büyüklerle veya hep kendinden küçüklerle oynama temayülü gösteren, yaşıtlarıyla uyumlu bir şekilde oynayamayan çocuklar da vardır. Burada ilk akla gelen etmen zekâ seviyesidir. Yani çocuğun yaşıtlarından üstün veya düşük zekâ seviyesine sahip olduğu kanaatine varılır. Doğruluk payı olmakla birlikte, en az zekâ kadar kayda değer bir faktör de çocuğun sosyal olgunluk düzeyidir. Erken yaşlardan itibaren yaşıtlarıyla birlikte olma ve oynama fırsatını bulamamış çocuklar veya oynarken sürekli büyüklerin müdahalesine maruz kalmış çocuklar, yaşıtlarıyla sağlıklı iletişim kurmada, kendini ortaya koymada ve paylaşmada zorlanırlar.
Çocukların oyun süreçleri gözlemlenerek onların ihtiyaçları, sorunları, özlemleri, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri vs. hakkında tanımlamalar yapmak mümkündür. Çocuğun ileriki yaşamını önemli derecede etkileyecek, özel eğitim ve klinik destek almasını gerektirecek bir takım doğuştan gelen kişilik farklılıkları ve davranış bozuklukları çocuğun oyun ortamındaki tepkileri gözlemlenerek teşhis edilebilir. Hiperaktif ve atak çocuklar buna örnek gösterilebilir.
Oyun Kaslarının gelişimi açısından önemlidir. Çocuk oyun yoluyla birikmiş enerjisini toplumsal açıdan kabul edilen bir yolla boşaltma olanağı bulmaktadır. Oyun çocuğun en güçlü ve doğal dürtülerinden biri olan saldırganlık dürtüsünü boşaltmasına yarar.Oyun oynamak çocuğunuzun günlük yaşamda çevresinden aldığı uyaranların oluşturduğu gerilimden kurtulmasını sağlar.Çocuklar özel yaşamdaki bazı sorunlarını oyun yoluyla çözebilirler çünkü, oyun çocuğun dili ve etkin bir anlatım aracıdır. Oyun yoluyla çocuğunuz, en derin duygu ve gereksinmelerini ifade olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilmektedir. Oyun oynamak çocuğunuzu özgürleştirir. Bu özgürlük ona duygusal boşalım sağlar. Gerçek yaşamda gerçekleştiremediği bir eylemi oyun ortamında gerçekleştirerek rahatlama fırsatı bulur. Böyle dramatik oyunlar çocuğunuzun iç dünyasındaki duygularını dışa vurmasını sağladığı için tedavi edici özelliğe sahiptirler.
Farklı biçim, boyut ve renklerdeki oyuncaklar çocuğunuzun renk, boyut ve objelerin özelliklerini öğrenmesini sağlamaktadır. Arkadaşlarıyla çocuğunuzun “Ben” ve “Başkası” kavramlarının farkına varmasını sağlar. Başkalarını farkettikten sonra çocuk oyun yoluyla sosyalleşir. Dramatik oyunlarda çocuklar kendi günlük yaşamda gördüklerini ve deneyimlerini oyuna yansıtarak oyunlar kurarlar ve bu oyunlarda çocuğunuza işbirliğini ve toplu yaşam için gerekli olan kuralları öğrenir. Paylaşmayı, vermeyi ve almayı da oyun aracılığıyla öğrenir. Dolayısıyla toplum ve ahlak kurallarına uyum göstermesinde oyunun rolü büyüktür.
Özetle söylemek gerekirse: “Oyun” basit gibi görünen bir olgudur, ancak çocuklar söz konusu olduğunda çok ama çok ciddiye alınmalıdır. Çocuklar için oyun büyük ve önemli bir iştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin